AHİYAN

Ahilik Kültürünü Tanıtım Sitesi

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür
Anasayfa Ahilik Haftası Emirdağ'da Ahilik Haftası

Emirdağ'da Ahilik Haftası

E-posta Yazdır

 

Emirdağ'da Ahilik Haftası

Ahilik Kültür Haftası etkinliklerle Emirdağ'da kutlandı. İlçe kaymakamlığı adına Halk Eğitim Merkezi, Sivil Toplum Örgütleri ve Emirdağ Belediyesinin ortaklaşa organize ettiği ahilik etkinlikleri, Saat 10.00 da Cumhuriyet meydanında Atatürk büstüne çelenk konma merasimi ile başladı. Meydandaki törende açılış konuşmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu. Atatürk büstüne Ticaret ve Sanayi Odası, Esnaf ve Sanatkarlar Odası, Ziraat odası, Tarım ve kredi kooperatifi, Esnaf Kefalet Odası çelenkleri kondu.

Tez Köyünde bulunan Ahi Yakup mezarı ziyaret edildi.

Çarşı camii önünde, ilçemizin sembolü olan topak ev kuruldu. Burada vatandaşlara pişi ve helva dağıtıldı. Cumhuriyet Meydanında halk oyunları gösterisi sergilendi. Saat 15.00 de Emirdağ Belediye Başkanlığı çok amaçlı toplantı salonunda konferans düzenlendi.

Konferansta açılış konuşmasını yapan Cengiz Pala; Bu güzel günde güzel şeyler söyleyerek konuşmaya başlamak isterdim. Çok üzgün olduğumu belirtmek istiyorum. Ahilik günü esnafları ilgilendiren bir etkinlik ve maalesef yine esnaftan bir katılım yok. Ahilik geçmişten gelen bir kültür bunu yaşatmamız gerek. Ahi, ahilik kısaca iyi insan demek. Ölçüye tartıya dikkat eden esnaf demek, güler yüzlü esnaf demek, Türklerin, esnaf ve sanatkârlarının birliğini, çalışma esas ve usullerini teşkil eden, sosyo-ekonomik bir Türk kurumudur ahilik. Şehrimizde ahilik anlayışı ile çalışan esnaflarımızın çoğalması temennisiyle sözü konuşmacı arkadaşa bırakıyorum dedi.

Kürsüye konuşmacı olarak gelen Kocatepe Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi bölüm başkanı Doçent Doktor Musatafa Güler şunları söyledi.

Ahilik teşkilatı, Osmanlının yükseliş döneminden bu yana 200-250 yıllık bir süreçte ahilikten toplum olarak bir kopuş var. Ahilik bir insan, bir esnaf ahlakıdır. Selçuklu Türkleri´nde, dinî ve millî birliğin muhafazasında, Osmanlı Devleti´nin kuruluşunda ve Osmanlı insanının yetişmesi ve terbiyesinde büyük hizmetler gören içtimaî (sosyal) bir teşkilat. Arapça "kardeşim" manâsına gelen ahî ile Türkçe "cömert, eli açık" manâsında olan akı kelimeleri ile yakınlık göstermekte ise de, hangisinden geldiği belli değildir. Her iki kelimeden de gelmesi ihtimal dahilindedir. Ahilik, ihtiva ettiği hizmetler bakımından cömertlik, mertlik ve mürüvvet manâlarına gelen fütüvvet teşkilatının daha da gelişmiş bir şekli olarak görülmektedir. Sonraları esnaf ve sanatkârlar birliğine unvan olarak verilmiştir. Ahilik teşkilatı sayesinde, Anadolu’da Rumlar ile Ermenilerin elinde olan sanat ve ticaret hayatına, zamanla Türkler de katılıp, söz sahibi olmaya başladılar. Ayrıca ahiler, yaptıkları zaviyelerde, Müslüman tüccar ve esnafın ahlaki terbiyesi ile de uğraştılar.

Ahi zaviyeleri zamanla memleketin her tarafına yayıldı. Ahiler, içtimaî hayattaki bu hizmetleri yanında ihtiyaç halinde gazalara ve memleket savunmasına da katıldılar. On üçüncü asrın ilk yıllarında Çin’in kuzey-batısında katliamlara başlayan, kısa bir müddet içerisinde dünyanın siyasî haritasını alt üst eden ve Anadolu’ya doğru yaklaşan Moğol tehlikesine karşı tedbir aldılar. Moğolların önlerinden kaçıp gelenlere kucak açarak, Anadolu insanını, Moğollara karşı gaza aşkı ile doldurarak; cihad yolunda Allahü tealanın rızasından başka bir şey düşünmeyen kimseler olarak yetiştirmeye çalıştılar ve bu insafsız düşman karşısında kahramanca mücadele ettiler. Nihayet Moğollar, 1243 yılında Kayseri’yi muhasara edip, çetin bir muharebe sonunda şehri ele geçirince, binlerce ahiyi şehid ettiler. Anadolu’nun karışıklıklar içerisinde olduğu bu sırada, Ahi Evren’i de Kırşehir’de öldürdüler. Kısaca "sulhta muallim, muharebede asker" olan ve Anadolu’nun her tarafına yayılmış bulunan ahiler, gerek Moğol zulmü ve gerekse başka karışıklıklarla sıkılan ve bunalan insanlara, maddî ve manevî güç ve moral vererek Osmanlı Devletinin kuruluşuna kadar Anadolu’yu dinî ve millî birlik içinde tutmaya muvaffak oldular.

Bu sırada Söğüt civarında gelişmekte olan Osmanlı Beyliğinin emrine koşan ahilerin bir kısmı, uçlara yerleşip zaviyeler kurdular. Doğudan bu mıntıkaya gelen Türkmenlerin erkeklerini, ahi erkekleri, kadınlarını da Fatıma Bacının yetiştirdiği bacıyan grubu terbiye etti. Böylece, üç kıtada altı asır at koşturacak olan, istikbaldeki Osmanlı neslinin temelini attılar. Bu esnada itibarlı bir ahi olan Şeyh Edebali, Osman Gazi ile yakın münasebetler kurup, kızını ona verdi. Orhan Gazi ve Murad-ı Hüdavendigâr, ahilerden olup, vezirleri Alâeddin ve Çandarlı Kara Halil de ahi idiler.

Böylece ahilerden bir kısmı âlim, kadı olarak ilim sahasında, bir kısmı vali ve komutan olarak idarî ve askerî alanda, bir kısmı da ticaret ve sanat alanında hizmet vermeye başladılar. Ahilerin; İslam´ın emri olan, zamanın kıymetini bilmek, disiplinli bir hayata sahip olmak, istişare etmek (karşılıklı danışmak, tartışmak), adil olmak ve adalet esaslarını aşıladıkları küçücük bir aşiret, kısa zamanda büyük bir devlet olmaya başladı. Ahiler arasında, sanatın okumakla değil, ahinin yetişmesi için, üstattan öğrenmesi şartı getirilip; yamaklık, çıraklık, kalfalık, ustalık, yiğitbaşılık, ahi babalık ve kethüdalık safhalarından geçmesi şartı vardı. Gündüz işinde çalışan ahiler, akşamları kendilerine mahsus binalarda sohbetlere katılırlardı.

Böylece ahilerin ahlaki terbiyesi, ihmal edilmezdi. Son 10-15 senedir Ahilik adına düzenlenen bu etkinliklerle başta belirttiğim ahilikten uzaklaşma noktasını kırmak adına en yapıcı bir etkinlikte sizlerle beraber olmaktan mutluluk duyuyorum dedi.

http://www.emirdag.com.tr/